I’m a wind-up toy in an up down world
If you leave me all alone, I’ll make a mess for sure
I’ve a heart of gold in the smallest size
Leave me in the dark, you’ll never hear me cry
More than an illustration
Points of articulation
Come to life on a brass spring
Such a wonderful plaything
It’s a cruel cross that I have to bear
If you come a little close I’m going to pull your hair
More than just a toy in a patched blue suit
Hold me in your arms I’m just a boy like you
But your mama thought there was somethin’ wrong
Didn’t want you sleeping with a boy too long
It’s a serious thing in a grown-up world
Maybe you’d be better with a Barbie girl
You knew that I adored-ya
But you left me in Georgia
Toys are not sentimental
How could I be for rental?
She’s the meanest hag that has ever been
Pulled out my insides with an old safety pin
I’m the sorest sight, now I feel like trash
Clothes are made of rags and they don’t even match
So she dressed me up as the man she loved
Threw me in a box when she had had enough
Now the light of day I no longer see
She stuck her voodoo pins where my eyes used to be
Accidentally tragic
Victim of her black magic
Had a boy once who loved me
Now he's so afraid of me
On a long lost day when you're gray and dull
You'll be there remembering your old toy boy
When your oldest son wonderin' what to be
Tell him the story of a boy like me ;)
Sunday, February 28, 2010
Friday, February 19, 2010
dağlar var dağlardan yüce
demek:
kuşlar hep sırtüstü mü ölür dediydim, atlar dahi ölünce yere düşerler dediydi telkin teyze.
kalb tutulur, gönül düşer.omuz üşür, hırka örülür.gibi.
görünce daha iyi anlarlar daha iyi öğrenirler dediler; gözleriyle değil kalbleriyle görenler...
ayıb olmadımı göze.peki gözü kalbden ayıran neki?
hep eksik hep hata yapıyoruz biryerlerde...
herşey böylelikle imkansız çünkü, doğru olan hep 'mekana' sığmayan ve ulvi olan böylelikle.
evet böylelikle imkanlar hep mekana sığmayan.
böylelikle hep maduruz.
hep bir sığınmaca, sığıtmaca, kandırmaca ve tırtsınız deyince biri pokemon kılıfından kalp gözünü fırlatmaca(?!)
lütfen...evet doğru duydunuz tırtız.
neyse;
görmeyince de aşık olunabilir hem ben senin sesini duyduğum an da yani böyle kelimelerin bi ses gibiydi işte tam da o anda tutuldum.
atlar dahi ölünce yere düşerler ve de insan genellikle ölünce toprağa gömülüyor.bu da böyle bir tarz olduğundan, toprağa yakın içerlerinden uçuyor gibi birşeyler.
-bitkiler?
-evvet! doğru tahmin.
kalb tutulur gönül düşer. omuz üşür hırka örülür. cama üflenerek şekil veriliyor. cama üflüyorum şekil alıyor. bi of şeklinde üfledim cam bana çok kırıldı. aşkolsun dedi, a sakın aşk olsun deme sonra çok canımız yanıyor dedik biz cama devam edelim.
cama âh şeklinde üfleyince cam sabrın alameti oldu. cam dışardan alacağı hiç bir darbe ile kırılamayacak hâle döndü. kalb tutulur gönül düşer. omuz üşür hırka örülür. bilincim seken kurşun gibi yine yeniden döner döner seni bulur. işte o cam var ya, âh ile üflendiği için sadece içerden kırılabilir. içerlerimden kırılabilir ancak. dışardan, dışarlarından kırılmak tarzı deyil artık.
içerlerinden kırılır, sökülür, yenilir, yıkılır, sonra görünce daha iyi öğrenenler anlamaz çünkü göremezler, bilemezler, görüntü hakikati vaad etmez.ister kalb görüntüsü olsun ister gözle görünen,ayırmıyorum ikisini. hakiki bilmek körgibibişiyse,(ister kalb körü istergöz körü) olmak istediğinin tam tersini bilmek gerek.
oysa ne seviyorsan tam tersine yürüyünce sesi kelimelerde bulmak, bulacağını sanmak tam bir aptallık
içerlerinden kırılır, sökülür, yenilir, yıkılır, sonrasını tanrıyla izliyoruz.
bizim mine orkideyi görünce açmaya karar verdi; pıtırdır o.
kalb tutulur, gönül düşer.omuz üşür, hırka örülür.gibi.
görünce daha iyi anlarlar daha iyi öğrenirler dediler; gözleriyle değil kalbleriyle görenler...
ayıb olmadımı göze.peki gözü kalbden ayıran neki?
hep eksik hep hata yapıyoruz biryerlerde...
herşey böylelikle imkansız çünkü, doğru olan hep 'mekana' sığmayan ve ulvi olan böylelikle.
evet böylelikle imkanlar hep mekana sığmayan.
böylelikle hep maduruz.
hep bir sığınmaca, sığıtmaca, kandırmaca ve tırtsınız deyince biri pokemon kılıfından kalp gözünü fırlatmaca(?!)
lütfen...evet doğru duydunuz tırtız.
neyse;
görmeyince de aşık olunabilir hem ben senin sesini duyduğum an da yani böyle kelimelerin bi ses gibiydi işte tam da o anda tutuldum.
atlar dahi ölünce yere düşerler ve de insan genellikle ölünce toprağa gömülüyor.bu da böyle bir tarz olduğundan, toprağa yakın içerlerinden uçuyor gibi birşeyler.
-bitkiler?
-evvet! doğru tahmin.
kalb tutulur gönül düşer. omuz üşür hırka örülür. cama üflenerek şekil veriliyor. cama üflüyorum şekil alıyor. bi of şeklinde üfledim cam bana çok kırıldı. aşkolsun dedi, a sakın aşk olsun deme sonra çok canımız yanıyor dedik biz cama devam edelim.
cama âh şeklinde üfleyince cam sabrın alameti oldu. cam dışardan alacağı hiç bir darbe ile kırılamayacak hâle döndü. kalb tutulur gönül düşer. omuz üşür hırka örülür. bilincim seken kurşun gibi yine yeniden döner döner seni bulur. işte o cam var ya, âh ile üflendiği için sadece içerden kırılabilir. içerlerimden kırılabilir ancak. dışardan, dışarlarından kırılmak tarzı deyil artık.
içerlerinden kırılır, sökülür, yenilir, yıkılır, sonra görünce daha iyi öğrenenler anlamaz çünkü göremezler, bilemezler, görüntü hakikati vaad etmez.ister kalb görüntüsü olsun ister gözle görünen,ayırmıyorum ikisini. hakiki bilmek körgibibişiyse,(ister kalb körü istergöz körü) olmak istediğinin tam tersini bilmek gerek.
oysa ne seviyorsan tam tersine yürüyünce sesi kelimelerde bulmak, bulacağını sanmak tam bir aptallık
içerlerinden kırılır, sökülür, yenilir, yıkılır, sonrasını tanrıyla izliyoruz.
bizim mine orkideyi görünce açmaya karar verdi; pıtırdır o.
Wednesday, February 17, 2010
mai
ekranda beliren düz bir çizgi bir ölüye ait belliki, ne seninki, ne benimki.
tükenmez kalemimin mai mürekkebi hırkamın sağ yan cebinde damla damla tükendi, özenle saklardım halbuki.
dedemin başucunda çam kokan masif dolap, kör bir kilitle kapamış kendini,
içinde dedemin tükenmez kalemleri zamandan mı soğuktan mı içinde donmuş mürekkepleri.
kendim, kendime değil bu kez, dostlar, hepimize ağladım.
yapabilsem kumdan kaleler bir kasaba kadar yapardım ve içine çakıl taşı koyardım,
her ölü kalbe ve mürekkepli hırkaya ve donmuş mürekkebe ve tükenmiş tükenmeze bir çakıl taşı adardım.
ve sana kafası güzel çocuk bu da sana armağanım olsun.
9 yaşında mai denizin kıyısında topladım çakıl taşlarımı, pürüzsüz ve yuvarlaklardı.
babam vardı başucumda bir de abim ve martılar göz kulak oldu rüzgar fısıldadı
ve annem, annecim işaret etti patikayı güneşe karşı kısık gözleri,
gözleri kenarında yaşının izleri: daha yürünecek çok yol vardı.
uykuya dalmış olmalıyım yolun bir yerinde, ya da körebe!
gidenler gitti dostlar kalan sağlar bizimle, hadi o zaman bi sigara molası
hey sen değil misin o, hani o günkü kafası güzel çocuk; hayat ne güzel be!
rehavet çöktü iyice üzerime tren çok mu sallıyor ne?
29 yaşında yalnız kadın düşündü sordu yalnız erkeğe:
bundan tam 20 yıl önce mutlu muydun sen de?
pembe camlı gözlüklerin arkasından baktı kadın,
ve hatırladı: annesi çıplak gözlerle bakardı güneşe.
tükenmez kalemimin mai mürekkebi hırkamın sağ yan cebinde damla damla tükendi, özenle saklardım halbuki.
dedemin başucunda çam kokan masif dolap, kör bir kilitle kapamış kendini,
içinde dedemin tükenmez kalemleri zamandan mı soğuktan mı içinde donmuş mürekkepleri.
kendim, kendime değil bu kez, dostlar, hepimize ağladım.
yapabilsem kumdan kaleler bir kasaba kadar yapardım ve içine çakıl taşı koyardım,
her ölü kalbe ve mürekkepli hırkaya ve donmuş mürekkebe ve tükenmiş tükenmeze bir çakıl taşı adardım.
ve sana kafası güzel çocuk bu da sana armağanım olsun.
9 yaşında mai denizin kıyısında topladım çakıl taşlarımı, pürüzsüz ve yuvarlaklardı.
babam vardı başucumda bir de abim ve martılar göz kulak oldu rüzgar fısıldadı
ve annem, annecim işaret etti patikayı güneşe karşı kısık gözleri,
gözleri kenarında yaşının izleri: daha yürünecek çok yol vardı.
uykuya dalmış olmalıyım yolun bir yerinde, ya da körebe!
gidenler gitti dostlar kalan sağlar bizimle, hadi o zaman bi sigara molası
hey sen değil misin o, hani o günkü kafası güzel çocuk; hayat ne güzel be!
rehavet çöktü iyice üzerime tren çok mu sallıyor ne?
29 yaşında yalnız kadın düşündü sordu yalnız erkeğe:
bundan tam 20 yıl önce mutlu muydun sen de?
pembe camlı gözlüklerin arkasından baktı kadın,
ve hatırladı: annesi çıplak gözlerle bakardı güneşe.
Monday, February 15, 2010
Pekala
Gelen yorum ve taleplerden ötürü blog görüntülenmeye devam edecek canlarım.
Blogu silmekten başka görüntülenemez hale getirmenin yolu olmadığını farkettim.
Blogu silmek istemiyorum.
Yazıların tek kaydının burda olması sebebiyle blogu izlenebilir ve hala yayınlanır halde bırakalım.
Bırakalım dağnık kalsın.
Blogu silmekten başka görüntülenemez hale getirmenin yolu olmadığını farkettim.
Blogu silmek istemiyorum.
Yazıların tek kaydının burda olması sebebiyle blogu izlenebilir ve hala yayınlanır halde bırakalım.
Bırakalım dağnık kalsın.
Wednesday, February 10, 2010
tadilat nedeniyle kapalıyız
Sevgili kovan yazarları ve okurları;
Kovan bir birlikte üretim ve açıkiçlerin buluşmayı amaçladığı bir zemin olarak tasavvur edilmişti.
Bir yazın projesine başlangıç mahiyetinde sanal ortamda bu blog u elde etmiş haber uçurmuştum.
Heycanla yorgun bünyelerimize büyüteçle bakıp direnç kazandık burda.
-Eee?
- si
kovan projesi hayata geçecek enerjisini sönümlemiş görünmekte.Pelesenk olmaması için bu fikrin tozunu alıp bir süre raftan kaldırmayı düşünmekteyim.
Raf ömrü dolmasın diye.
Facebook grubumuzdan da size gereken bilgilendirmeyi yapacağımdır.
Blog bir süre sonra görüntülenemeyecektir.
Bakalım neler olacak!
Sevgiler
Ayşegül Dost
Kovan bir birlikte üretim ve açıkiçlerin buluşmayı amaçladığı bir zemin olarak tasavvur edilmişti.
Bir yazın projesine başlangıç mahiyetinde sanal ortamda bu blog u elde etmiş haber uçurmuştum.
Heycanla yorgun bünyelerimize büyüteçle bakıp direnç kazandık burda.
-Eee?
- si
kovan projesi hayata geçecek enerjisini sönümlemiş görünmekte.Pelesenk olmaması için bu fikrin tozunu alıp bir süre raftan kaldırmayı düşünmekteyim.
Raf ömrü dolmasın diye.
Facebook grubumuzdan da size gereken bilgilendirmeyi yapacağımdır.
Blog bir süre sonra görüntülenemeyecektir.
Bakalım neler olacak!
Sevgiler
Ayşegül Dost
Subscribe to:
Posts (Atom)