Tuesday, May 17, 2011

dolun ay!

öyle dolu ki bugün!gözümün içine içine doldu.
minibüsten indim,serindi.şalımı dolanmıştım,sabahki güneşten esinlenip entaremi geçirip, yaza dönen bahara selam çakmıştım bugün. bacaklarım cıbıldak olduğu için serinleyen uzuvlarım küçülmeye yeltenmişti.büzüşmüş, yere bakaraktan yürüyordum; varmam gereken caddeye doğru ilerleyen, hafif yokuş sokakta.yol alıyordum ki,kafamı kaldırıverdim.ne mi gördüm?

ne mi gördüm?gördüğüm şey ne?kant demiş ki 'biz gerçeği olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz'.bu cümleyi üsküdara gerçerken kitabımda okudum*

sonra ben yolun göbeğinden yürümeyi tercih ediyorum heb bu sokakta-diyelim;solumda,kaldırımda telefonuyla konuşmakta olan kızcağızı farkettim.aynı minibüsten indik, bildim.içimde taşan, 'gördüğümü paylaşmazsam, orta yerimden çatlarımla olan tartışma' çok kısa sürdü.elbette söyleyecektim habibim:hem ay baksana gerçekmiydi bu?ay bak gerçeğim güzelsin,bak da güzelleşelim mi?sen de baksana, dedim: bak!

baktık, güzelliğini birkaç kez andık sesli,nidalarla tamamlayıp, cilaladık.sonra, solda ki yol ayrımında gitmeliydi ay yoldaşı,birlikte 10sn yol almıştık.teşekkür etti:söylemesen görmeden gidecektim!
bir huşu kuşu aramızda pırpırlanıp ikimizi seyretti.iyiakşamlarlaştık.

sümüklerimi çektim.serin, hava serin.ceb telefonumla fotorafını mahsuscuktan çektim.aciz çabaları,aczimi sevdim.pixellere sığmadın.seni sevdim ay,böyle kocaman doğuşların ve güneşin rengini çalan, bize yakın sıcak ışığını görünce duyduğum heyecan!

yukarı doğru yol alıp ufalacaksın rengin inci gibi olacak; hadi bakalım kolay gelsin.

zaten herşey yapması gerekeni yapıyordu.âh.


işte böyle.