sözcükler başıboş, tükendi
havada asılı duran,
bir çoğu yerini bile bilemedi.
öyle uzaklara dalma sevgili...
küçük evin hüzünlü arka balkonunda eğreti
sigaranı en derine çeker gibi.
eskiden gözlerimdi o derin uzaklar,
çekerdin beni şimdiki duman gibi...
bir çatırdı bir patırdı, sevgili
biraz uzaktaki inşaatın sesi
bir gümbürtü, bir sessizlik
çoktan gelmiş koca kepçe kazıyor derinleri
sanki gömülecek bir şey var sevgili.
gözlerdeki derin sevgi,
biraz yaşlandımı gözler ıslandımı
eski, guguklu saat duvardaki
kurulmaya muhtaçtır sevgili...
o kova kova kalbinden çektiğim sular
gözlerimde birikir,
çağıl çağıl akar şimdi...
şuradan bir çift kiraz koparıver sevgili,
kulağıma küpe olsun.
her adımda kaybettiysem, dünya söyle;
bu sefer mazeretim ne olsun?
kalem çalışır kağıt üzerinde...
çalıştıkça kanatlandı yürek kuş oldu sevda
uçtular... birkaç tur döndü dönmedi
sonbahar geldi: göç mevsimi.
bırakma kuşları kucağından sakın sevgili!
ört eteklerimi sarıver, sarılıver,
örtüver üzerimi ancak böyle geçer göç mevsimi...
camdan kalpler pamuklara muhtaç,
ürkek ruhlar karanlığa.
kendi kendine küsmüş sevgili,
nedeni, hiç birşeyi değiştiremeyen böcek hali
ya da herşeye müdaheleci ismin -de hali
biraz inanmaya, cesaret ve itirafa muhtaç sevgili.
taştanda olsa tüm dünya, evler ve kalpler,
bir Anderson masalı olsa bizimkisi
perili, sihirli, yeşil iksirli...
mutlu son, her zamanki gibi.
çünkü benim, masallara inanmaya muhtaç.
Monday, September 21, 2009
Saturday, September 19, 2009
hikaye değil
bir otel isterim
dolaşsın taş binaların taş kalpleri
arkasında zeytinlikler
avlusunda şaşkın ayçiçekleri
parmak arası terliklerim 5 dakikada denize ulaşır
senin pijamaların gazete okumakta, terlesin.
boyumuzu aşmasın kutlu güneş.
buz gibi bir otel isterim
odanın çizgili duvar kağıtlarını takip edince
gözlerine çarpacağım
'başım döndü', derler.
başıboş kelimeler
ağzımdan kulağına
kulağından kalbine
kalbinden kulağıma yaramaz bir kompozisyon.
gebe kalayım mahzun bir aşka.
yeldeğirmenlerinin aksak ritmi
bize gülücük emreder.
ve biz saflığımla
birbirimize şart olduğumuzu bilmez
öpüşürüz
dudaklarımızın sayısını unuturuz.
kahvaltı edelim
mutlulukla ilgili
görüntüsü tadı kadar önemli.
akşam yemeğini de yaz meyveleriyle geçiştirirken
tohumlar savuralım
-belki ağacı çıkar-
peyzaj mimarlarını sabote edercesine
kınalı gece bahçelerine.
bir başka ihtimal de: ağasından kurtulmuş
da devleti unutmuş çiftçi özgürlüğünde
nizamla tohumlar ekelim süslü geleceğe
çorak bir zeytinliktir otelin arkası
ve ufuk çizgisi.
yüreğimin darmadağınız odalarını
hurda bir kamyonete yükleyip
pikniğe gidiyorum,mangalda kuş kanatları ve uçak biletleri.
kimse sana yaklaşmamalı ulu güneş.
sevgili güneş.
sevgili...
sevgili güneş,
gecemin yalnızlığını
sana bırakıyorum.
vasiyetimdir.
şahitlerim:zeytinlikler ve avludaki ayçiçekleri.
çocuğumu,
aşkımı da sana bırakıyorum.
hadi,
git artık kuzeylere.
-
daha çok yolumuz var mı müşkül sevgilim:
madem 1 saat.
dayanırım.
sessizliğin genişleyip
benim sempatik iletimi karadelik gibi yutmazsa.
dayanırım, en kötü ihtimal
balkonun parmaklıklarına
düşmem sensizliğin beton etkisi pembe bahçesine.
seyredince balkonun parmaklarından,
misal kız kulesindeki masalı
anladım.ama,
hapsolmuşuz 'sanatçı' acizliğine.
zannediyorum ki,
hikayeye dokunuyorum ben şuan.
tenine, tadına değil,
sana değil.
dolaşsın taş binaların taş kalpleri
arkasında zeytinlikler
avlusunda şaşkın ayçiçekleri
parmak arası terliklerim 5 dakikada denize ulaşır
senin pijamaların gazete okumakta, terlesin.
boyumuzu aşmasın kutlu güneş.
buz gibi bir otel isterim
odanın çizgili duvar kağıtlarını takip edince
gözlerine çarpacağım
'başım döndü', derler.
başıboş kelimeler
ağzımdan kulağına
kulağından kalbine
kalbinden kulağıma yaramaz bir kompozisyon.
gebe kalayım mahzun bir aşka.
yeldeğirmenlerinin aksak ritmi
bize gülücük emreder.
ve biz saflığımla
birbirimize şart olduğumuzu bilmez
öpüşürüz
dudaklarımızın sayısını unuturuz.
kahvaltı edelim
mutlulukla ilgili
görüntüsü tadı kadar önemli.
akşam yemeğini de yaz meyveleriyle geçiştirirken
tohumlar savuralım
-belki ağacı çıkar-
peyzaj mimarlarını sabote edercesine
kınalı gece bahçelerine.
bir başka ihtimal de: ağasından kurtulmuş
da devleti unutmuş çiftçi özgürlüğünde
nizamla tohumlar ekelim süslü geleceğe
çorak bir zeytinliktir otelin arkası
ve ufuk çizgisi.
yüreğimin darmadağınız odalarını
hurda bir kamyonete yükleyip
pikniğe gidiyorum,mangalda kuş kanatları ve uçak biletleri.
kimse sana yaklaşmamalı ulu güneş.
sevgili güneş.
sevgili...
sevgili güneş,
gecemin yalnızlığını
sana bırakıyorum.
vasiyetimdir.
şahitlerim:zeytinlikler ve avludaki ayçiçekleri.
çocuğumu,
aşkımı da sana bırakıyorum.
hadi,
git artık kuzeylere.
-
daha çok yolumuz var mı müşkül sevgilim:
madem 1 saat.
dayanırım.
sessizliğin genişleyip
benim sempatik iletimi karadelik gibi yutmazsa.
dayanırım, en kötü ihtimal
balkonun parmaklıklarına
düşmem sensizliğin beton etkisi pembe bahçesine.
seyredince balkonun parmaklarından,
misal kız kulesindeki masalı
anladım.ama,
hapsolmuşuz 'sanatçı' acizliğine.
zannediyorum ki,
hikayeye dokunuyorum ben şuan.
tenine, tadına değil,
sana değil.
Thursday, September 17, 2009
dönüş
Adımların hışırtısıyla başladı öykümüz
Selam verdi doğa
Bizim yolcu el salladı
Bir nakıştı içimizdeki
Hani inançlıyımcılara inat
Yol aldıkça nakşedilen
Sözü edilmeyen.
Bir kuyu idi dünya
Etrafında laf ebeleri
Çığırtkanların yankılarıyla dolu
Dürüstse kalbindeki bu kuyu
Durma kana kana iç!
Diyordu yollar..
aysegul dost.
kovan'a dönüş.
Selam verdi doğa
Bizim yolcu el salladı
Bir nakıştı içimizdeki
Hani inançlıyımcılara inat
Yol aldıkça nakşedilen
Sözü edilmeyen.
Bir kuyu idi dünya
Etrafında laf ebeleri
Çığırtkanların yankılarıyla dolu
Dürüstse kalbindeki bu kuyu
Durma kana kana iç!
Diyordu yollar..
aysegul dost.
kovan'a dönüş.
Friday, September 4, 2009
naif
yitip giden
gözyaşlarımı tutamıyorum;
saçılıyor üzerine,
basıp geçtiğim
taş sokakların...
naif benliğim
anlam veremiyor
olana da bitene de...
çocukluğum
salıncağı en tepeye sürüyor
bir daha inmeyecekmiş gibi...
halbuki
düşüp kalıyor;
taş sokakların üzerine,
basıp geçtiğim
parçalarım sessiz...
oyun bitti!
ben
gidiyorum...
eylül 2009 - dolunay
istanbul
Subscribe to:
Posts (Atom)