Thursday, August 19, 2010

ışık




ışık işiyle meşgul, biz ise akıyorduk.

Pakistan'ın 5 de 1 i sular altındaydı.

Wednesday, August 18, 2010

yelken ile rüzgar



Canım arkadaşım Pınar evleniyorsun!Benden davet kartı hazırlamamı istedin;
seve seve dedim, ondan koy bundan koy bi de bundan koy dedin!
geceledim, geriye düğününde göbek atmak kaldı.çok heycanlandım.ilk eskizim
kumrular gibi bir ömür diliyorum!

*
sevda, yelkeniyle öpüşen rüzgar gibi bana sorarsan canımiçi;
gelişi güzel değil,
birbirine bakmak, alabora olmak hiç değil;
aynı yöne bakabilmek; yol alabilmek böylelikle canımiçi.

sevdalıyorum sizi emrah ve pınar!
mırg!

Monday, August 16, 2010

dâr-ül gurûr


Hangi mevsimden ötürü bilmem...yada hangi esintiden ötürü hangi zihnin yoldaşlığında başladıysa başlasındı.

Herkes kendisine 'kestik, baştan alıyoruz' desindi.Şuncacık ömrümde anladığım en öz şey...Yok, bunun da bir önemi yok aslen.
Hakikati devşirmenin aklen bir manası olmadığı gibi canımiçi;
Stranislavski şöyle demiş;
Kendinde sanatı sev, sanatta kendini değil.
Aklına ilişenlerden iç ettiklerin.
Bu içerleyiş yani iç etme halinden öteye bir taş daha koyabilince dünya varmış canımiçi.Gezindiğim sular bu renkte.Ve elbette tevafukun kalbi durduran neşesi ile tavaf ettiğim hakikat.

Mahsuscuktan oynayamayacak kadar yaşıyoruz böylelikle kalbimle ben.

Saturday, August 14, 2010

ЯÜYAN

Rüyamda seni gördüm,
bir cumartesi gecesi.
Ki zaten
bir cumartesi gecesi
sen dahil herkes
gerçeklerle meşgulken bu denli
benden başka kim
görebilir rüyasında seni?

Rüyamda seni gördüm
bir cumartesi gecesi.
Ha, anlatılacak kadar uzun
bir rüya değildi belki;
ama belirtmeliyim ki:
Giymiştin üstüne ipekten
vücudunu sımsıkı saran bir karanlık,
ve benim geliyordu içimden
senin için yapmak
aşk dolu, hayat dolu bir aklık.

Thursday, August 12, 2010

şah mat

yanlış zaman...
satranç tahtasında bir vezir bir şah,
biri siyah biri beyaz.
gece ve gündüz gibi ayrı ruhları,
kalpleri aynı,
ama tenleri hiç kavuşamadı dolunay altında.
aynı müziği dinledi kulakları, aynı şarabı içti dudakları,
elleri bağlı,
ama gönüller varamadı şarabın tadına.
bir yıldız düştü gökten,
kalpler düştü gönüllerden,
meltem esti nemli tenlerin üzerinden.
güzel gözlü çocuk başka yöne daldı...
kalbi sır oldu, aynanın sırrı çözüldü,
aynalı kalpler cama dönüştü.

yanlış zaman...
"belki doğru" insan
dosdoğru yürek eksik olan, inatçı yürek!
bu kaosta hangi kalp dimdik kalan?
sorumluluk şehrinde yalnız adam,
yorgun yürekli etekli kız
bulamadılar birbirlerini.
karanlıktı.
ay batmıştı.