ekranda beliren düz bir çizgi bir ölüye ait belliki, ne seninki, ne benimki.
tükenmez kalemimin mai mürekkebi hırkamın sağ yan cebinde damla damla tükendi, özenle saklardım halbuki.
dedemin başucunda çam kokan masif dolap, kör bir kilitle kapamış kendini,
içinde dedemin tükenmez kalemleri zamandan mı soğuktan mı içinde donmuş mürekkepleri.
kendim, kendime değil bu kez, dostlar, hepimize ağladım.
yapabilsem kumdan kaleler bir kasaba kadar yapardım ve içine çakıl taşı koyardım,
her ölü kalbe ve mürekkepli hırkaya ve donmuş mürekkebe ve tükenmiş tükenmeze bir çakıl taşı adardım.
ve sana kafası güzel çocuk bu da sana armağanım olsun.
9 yaşında mai denizin kıyısında topladım çakıl taşlarımı, pürüzsüz ve yuvarlaklardı.
babam vardı başucumda bir de abim ve martılar göz kulak oldu rüzgar fısıldadı
ve annem, annecim işaret etti patikayı güneşe karşı kısık gözleri,
gözleri kenarında yaşının izleri: daha yürünecek çok yol vardı.
uykuya dalmış olmalıyım yolun bir yerinde, ya da körebe!
gidenler gitti dostlar kalan sağlar bizimle, hadi o zaman bi sigara molası
hey sen değil misin o, hani o günkü kafası güzel çocuk; hayat ne güzel be!
rehavet çöktü iyice üzerime tren çok mu sallıyor ne?
29 yaşında yalnız kadın düşündü sordu yalnız erkeğe:
bundan tam 20 yıl önce mutlu muydun sen de?
pembe camlı gözlüklerin arkasından baktı kadın,
ve hatırladı: annesi çıplak gözlerle bakardı güneşe.
dostum..can dostum, okuyorsun içimi derinlerden ve öyle gerçeksin..
ReplyDeleteoyüzden bunca sene birlikte yutkunuyoruz.
anlıyorsun ya beni.
içimdeki bam teli!
ne dedi dersen,
yuttum gitti.
kafamkıyak.hadi bi sigara yak:)