bir otel isterim
dolaşsın taş binaların taş kalpleri
arkasında zeytinlikler
avlusunda şaşkın ayçiçekleri
parmak arası terliklerim 5 dakikada denize ulaşır
senin pijamaların gazete okumakta, terlesin.
boyumuzu aşmasın kutlu güneş.
buz gibi bir otel isterim
odanın çizgili duvar kağıtlarını takip edince
gözlerine çarpacağım
'başım döndü', derler.
başıboş kelimeler
ağzımdan kulağına
kulağından kalbine
kalbinden kulağıma yaramaz bir kompozisyon.
gebe kalayım mahzun bir aşka.
yeldeğirmenlerinin aksak ritmi
bize gülücük emreder.
ve biz saflığımla
birbirimize şart olduğumuzu bilmez
öpüşürüz
dudaklarımızın sayısını unuturuz.
kahvaltı edelim
mutlulukla ilgili
görüntüsü tadı kadar önemli.
akşam yemeğini de yaz meyveleriyle geçiştirirken
tohumlar savuralım
-belki ağacı çıkar-
peyzaj mimarlarını sabote edercesine
kınalı gece bahçelerine.
bir başka ihtimal de: ağasından kurtulmuş
da devleti unutmuş çiftçi özgürlüğünde
nizamla tohumlar ekelim süslü geleceğe
çorak bir zeytinliktir otelin arkası
ve ufuk çizgisi.
yüreğimin darmadağınız odalarını
hurda bir kamyonete yükleyip
pikniğe gidiyorum,mangalda kuş kanatları ve uçak biletleri.
kimse sana yaklaşmamalı ulu güneş.
sevgili güneş.
sevgili...
sevgili güneş,
gecemin yalnızlığını
sana bırakıyorum.
vasiyetimdir.
şahitlerim:zeytinlikler ve avludaki ayçiçekleri.
çocuğumu,
aşkımı da sana bırakıyorum.
hadi,
git artık kuzeylere.
-
daha çok yolumuz var mı müşkül sevgilim:
madem 1 saat.
dayanırım.
sessizliğin genişleyip
benim sempatik iletimi karadelik gibi yutmazsa.
dayanırım, en kötü ihtimal
balkonun parmaklıklarına
düşmem sensizliğin beton etkisi pembe bahçesine.
seyredince balkonun parmaklarından,
misal kız kulesindeki masalı
anladım.ama,
hapsolmuşuz 'sanatçı' acizliğine.
zannediyorum ki,
hikayeye dokunuyorum ben şuan.
tenine, tadına değil,
sana değil.
No comments:
Post a Comment