bazen istanbul un sevgiyi yutup tükettiğinden şüphe eder oluyorum. hani sevmediğim bir reklam var ya, ‘burası istanbul’ diyerek meşrulaştırıyor olan biteni; insanlar burda bazı şeyleri böyle mi meşrulaştırıyor acaba? yoksa sadece buraya has değil mi devir mi değişti? ama bir şey var biliyorum sevgileri çalıyor ellerinden insanların... hırslar mı, arzular mı yoksa kırıklar mı bilmiyorum...
aşkı kaybettiğinden yakınan aşkı kendisi yakıp yok eder olmuş bu günlerde, farkında değil mi acaba? söylesem anlatsam kar etmez diyorum, gidiyorum... ya ben eski zamanlardan gelmişim, ya da birileri çok hızlı gidiyor, oysa bence sevgi değişmiyor. seven yine gülen, seven yine huzurlu güzel...
insan neyle yaşar derken birileri, onların bütün altmetinlerinin üstünde bir sevgi duruyor benim gözümde, ben böyle naif, böyle uzak ve çocuk bakıyorum sadece, onlar görmüyorlar bile...
insanlar birbirlerini değil, kendilerini bile görmez olmuşlar burda, istanbul da.
suçlusu ben, sen, o; değil belki kimse değil ama istanbul un sevgiyi yutup tükettiğinden şüphem var benim...
kalabalık ve kargaşa, mücadele ve yorgunluk, yaşananlar ve yitirilenler bu istanbul da insanlara bazen başka bir ağır geliyor, bazen de kimse umursamıyor... yani bir çelişkiler yumağı içinde yitip gidenler ağı var ki ucu bucağı görünmüyor benim gözümden.
bakanlar var elbet göz göze, görenler de vardır elbet ki ben gibi gördüğünü sananlar da...
ama yine de;
‘ışıklar bu şehri güzelmiş gibi gösteriyor geceleri
...
seni aklıma düşüren yer çekimi değil;
yalancı yıldızlar
...’
acaba bu şehirde yıldızlar bile yalancı mı? derken şair
sevgi sözlerinin satırlarda kaldığı günleri yaşıyor insanlar
yaşadığını sanan insanlar,
yaşamadığını sanan insanlar,
hiçbirşey sanmayan insanlar;
umursamayanlar...
umursanmayanlar..
insanlar!
bu şehirde sevgiyi çeken birşeyler var....
30 kasım 2009
istanbul
aşkı kaybettiğinden yakınan aşkı kendisi yakıp yok eder olmuş bu günlerde, farkında değil mi acaba? söylesem anlatsam kar etmez diyorum, gidiyorum... ya ben eski zamanlardan gelmişim, ya da birileri çok hızlı gidiyor, oysa bence sevgi değişmiyor. seven yine gülen, seven yine huzurlu güzel...
insan neyle yaşar derken birileri, onların bütün altmetinlerinin üstünde bir sevgi duruyor benim gözümde, ben böyle naif, böyle uzak ve çocuk bakıyorum sadece, onlar görmüyorlar bile...
insanlar birbirlerini değil, kendilerini bile görmez olmuşlar burda, istanbul da.
suçlusu ben, sen, o; değil belki kimse değil ama istanbul un sevgiyi yutup tükettiğinden şüphem var benim...
kalabalık ve kargaşa, mücadele ve yorgunluk, yaşananlar ve yitirilenler bu istanbul da insanlara bazen başka bir ağır geliyor, bazen de kimse umursamıyor... yani bir çelişkiler yumağı içinde yitip gidenler ağı var ki ucu bucağı görünmüyor benim gözümden.
bakanlar var elbet göz göze, görenler de vardır elbet ki ben gibi gördüğünü sananlar da...
ama yine de;
‘ışıklar bu şehri güzelmiş gibi gösteriyor geceleri
...
seni aklıma düşüren yer çekimi değil;
yalancı yıldızlar
...’
acaba bu şehirde yıldızlar bile yalancı mı? derken şair
sevgi sözlerinin satırlarda kaldığı günleri yaşıyor insanlar
yaşadığını sanan insanlar,
yaşamadığını sanan insanlar,
hiçbirşey sanmayan insanlar;
umursamayanlar...
umursanmayanlar..
insanlar!
bu şehirde sevgiyi çeken birşeyler var....
30 kasım 2009
istanbul
No comments:
Post a Comment