Thursday, August 12, 2010

şah mat

yanlış zaman...
satranç tahtasında bir vezir bir şah,
biri siyah biri beyaz.
gece ve gündüz gibi ayrı ruhları,
kalpleri aynı,
ama tenleri hiç kavuşamadı dolunay altında.
aynı müziği dinledi kulakları, aynı şarabı içti dudakları,
elleri bağlı,
ama gönüller varamadı şarabın tadına.
bir yıldız düştü gökten,
kalpler düştü gönüllerden,
meltem esti nemli tenlerin üzerinden.
güzel gözlü çocuk başka yöne daldı...
kalbi sır oldu, aynanın sırrı çözüldü,
aynalı kalpler cama dönüştü.

yanlış zaman...
"belki doğru" insan
dosdoğru yürek eksik olan, inatçı yürek!
bu kaosta hangi kalp dimdik kalan?
sorumluluk şehrinde yalnız adam,
yorgun yürekli etekli kız
bulamadılar birbirlerini.
karanlıktı.
ay batmıştı.

4 comments:

  1. Hem de iki kere dokunmuş baksana, iki kere "bana" demişim ya. ;)

    ReplyDelete
  2. Hemmen "şah mat"ın üstüne "bi' şey" yayınlamak garip oldu sevgili PIT ama son üçtür yalnızca sen seslendiğin için, "kovan"ımız bu aptal yaz günlerinde 'sen haricinde' kendini öksüzmüş gibi hissetmesin diye heybemden bir rüya çıkartıverdim. :)

    Ve evet, "şah mat"ın bana en çok yirminci dizesinin bana dokunduğunu, hatta sağlam dokunduğunu belirtmek isterim.

    ReplyDelete
  3. dinlemedeyim.usulca.şimdi düşündüm:
    sessizliğimi bozmaya gösterdiğim direnci neyle bilemekteyim?
    bu şehri yırtıp gideceğim güne gbileniyorum.
    ne yer ne içer sessizlik?biriktirebilebilmekteyim,iç etmekteyim kovanım, içmekteyim.huzursuzluğumu gideceğim güne biriktirmekteyim.
    21.dizedeyim.eteğimin pilesindeyim!

    ReplyDelete
  4. çok sevinçliyim
    yalnız değilim

    ReplyDelete