Friday, February 18, 2011

açık mektub

bunlardan bahsetmicem, bunlardan da, bunları da geç.sana gelicem pıt evet.

yüklü vicdanımızın bavul gibi -ki çek çek in icad edilmediği zamanlardan kalma- peşimiz sıra gezindiğini biliyoruz evet.ama ya nasırımızı okşicaz acıdıkça ve a bi bakmışız alışmışız yahut ondan kurtulmak için çareler arıyacağız öyle değil mi canımıniçi.çünkü vicdanı ağlak bırakmaktan sıkılmanın vaktinin geldiği farkındalıklardan su içmiştik.serinliği bilindik değildi.bak pıt, belkide artık pat oldun hatta dan oldun.bir kadın tanımıştım 'dan diye ağlıyorum dan diye!' dmeişti ve ah evet başka türlü nasıl ağlanır ki dmeiştim.neyse.sonra küt var çat var çut var ne bileyim.mihmih.

çocuk düşlerimizin kaypak kandırıkçılığı, hemen bi hayal edim rahatlayım kolaycılığı yok mu ki acaba artık diyorum ben.ondan bu öksüz hissiyatlar.ağlak kozalar.bak diyorum kendime bak beni dinle;iyi bak! çocuk düşlerinin kaypaklığı yok artık,sığıntılar yok; düşleri inşa etmenin büyük insan olmanın küçük adımları var.belki de anne olma sırası işte böyle geliyordur.onu da bilmiyorum.
kendini affetmenin tek yolu vardır, kendini affetmek.ha bi de başkalarını da affedebilmek esasen sanırım.

bi keresinde bir kızın düşü olmuştum,ona ne gerçeği kandırmalı ne hayali incitmeli diye tembih ettim.edebiyatlardan kutulup lup lup lup hup!yansıma kelimeleri takip ettim.neyse bak diyorum ki suda eriyen şeker gibi eylemlerimin içinde erimek!




pıt-ırcık,bu şehri terketmenin denemesi var.
mesela düşünüyorum ki mezar taşımda şöyle yazabilir;

''herşey edebiyattan kurtulmamla o kenti geride bırakıp da buraya yerleşmemle başlamıştı.ve biçok şey burdan sonra başlayacaktı.çiçekleri sulamayı unutmayın, bahçeye iyi bakın.canımiçi''

ne bileyim!çok güzel değil miğ?!

No comments:

Post a Comment