
Çizdiğim bütün kuşları gözden geçirdim.
nekadar çok çizmişim sizi kuşlar.
merak konusu; yağmur yağınca kuşlar nereye gider diye sormuştu kuzenimin datlı kızı Tuğçe.
yuvalarına dediydim, (attıydım kafadan).
kuş yuvalarına duyulan çocuksu merakı bilirim de ondan.
kuşlarla aram iyi benim.az önce orta bahçede kar pırpırlarını izlerken.
aklıma bir anım geldi babamla..(ruhu şadolsun)
kar tutmuştu diz boyu yaşım ya 6 ya 7..
babam köy çocuğuydu benim ve tuzaklar bilirdi..kuş tuzağı da bilirdi.
o da bir mucitti yani.
münasip bir çalının dalına ip bağlayıp yere saklamalı idi diğer ucunu biraz yem ve bir gizemli düğümle kuşu bacağından yakalamak mümkündü.
babamla iki kuş yakalamıştık...biri büyükceneydi cinsini hatırlamıyorum,bozca bir rengi sarımsı şakır gözleri sivri sertcene bir gagası vardı.
eve götürmüştük..önüne ceviz koduyduk da yemediydi.
salık verelim olmaz deyince babam istemeye istemeye saldıydık..
sonra tekrar kurduk bir tuzak; pusuya yattık
bu sefer bir serçenin katili olmuştuk...
babam 'hay allah bu havada serçe çıkmazdı sokağa' diye iç geçirmişti...
ağlaya ağlaya bir hal olmuştum.gömmek ne mümkü,n kara gömmüştük..
sonra daha iyi bir tuzak öğretti babam bize...bir elek ve onu dikey tutabilecek bir dal..ve bu dala bağlı bir ip..elegin altına yem...pusuya yat kuş gelince ipi çek!
kuş kafeste!
ablamla bu tuzagı balkona epeyce kurduk ama nafile...
şimdi kar yağarken kahvemle sigaramı içerken, babamın kıyak bıyıklarını ve kırmızı malbora sigarasını hatırama birkez daha kazıyorum.
kirpiklerime konuyor kar, baharda piknik yapalım baba kiraza gidelim, sapancayaya, öpüyorum seni.
No comments:
Post a Comment