Sunday, January 17, 2010

azkadın

tüm açıklığı ile herşeyi konuşmadan,
tüm kızgınlıkları benim taşıdığımı ispat etme arzuna karşı,

içimdeki her duyguyu yaşadım. azkadın benim adım, merhaba.

açık bir iç benimkisi.hem insan hem ehlileşmeye gönüllü.

tüm anlattığın, karşıdakinin anladığı kadardır mı dediniz

hani ayın güneşi anladığı kadarını mı biliyoruz biz yani?

kafamı karıştırıyorsun, sanırım numara yapıyorsun.yüzleşip üzülmekten kaçıyorsun musun?
yok hayır sen çok iyisin.iyi biri.
ayıp ediyorsun aydanadam.nekadar hızlı konuşuyorsun, ne çok şay anlatıyorsun yetişemiyorum dur!

bu resmi duvarıma asmam çok zor çünkü bak şurda oturuyorum ve içim çıt etmiş,baya soluk görünüyorum. bak tam şurda.körü körüne suçlamakla suçlanıyorum.

Hani Renoir ın sandalda öğle yemeği resmindeki o kız gibi..'kristal adamın' bir türlü anlam veremediği.
girdabınızın dışındayım, azım.

biraz çaba gerekiyor bazı şeyler için.zerre kımıldamıyorsun oysa aydanadam.
yereye koyayım kendimi buraya mı?az sola, sağ?ben tahmin etmeliyim ozaman dediydim ben de canımıniçi.

nasıl anlamalıyım anlatın bana canlarım.

ben azkadın olduğumdan bana yer kalmadığından hep az dedim, az çorba...az yer tutayım.
içini ne bileyim, göstergeler dolu diyor yer kalmamış.ozaman azkadın var git.

vargit çoğal.çoğal!
çoğalsın dalların, budama, budatma.

devamı son ra.
belki.

http://fizy.com/s/172pf1

4 comments:

  1. uygun gördüğün biyer varsa kaz abla.

    ReplyDelete
  2. ölü bir gelininki gibi piyanonun sesi...
    biraz daha çoğalman lazım sesimi kalbine buyur edebilmen için.
    kızcağızım,
    kazkadın ancak kendini kazar...toprakları gül bahçesine yığar... ama toprak gül kokar.

    ReplyDelete
  3. toprak yığıntısından kendiliğinden yeşerir.
    susmaktatir, yaşamaktır işte o tatmaktır.
    benim çoğalmam kifayetsiz.söz gelmez.görünmez.
    kokusu yoktur.anlatmaya kalsam ziyan,sakil.

    ne bir melekiz ne bir alim ya hani ve masal diye birşey yoktur ve aslında vardır yaşam.
    sineye çekmek gibi yerçekimini ve uçmak yinede.
    daha neyleyim bu bahçede bilemedim.
    buyur etmiştim oysaki çoktan.
    sesimiz birsürü kelimeyle örtük..kelimeler olmadan anlaştıysak madem eminse kabin daha fazla kazma abla.bırak hayat yapsın yapacağını..
    hiç bir gizemli kelimeye inanmayalım yaşamıyorsa..
    amin.

    ReplyDelete
  4. dağ aralarından geçerken bu sabah,
    gözün ilişti bir erik ağacı...
    çiçeklenmiş, şaşırmış anlaşılan;
    ya da..
    "umut" fısıldadı kulağına..
    ki müziğin senini sonuna kadar açmıştı, kalbinin ve zihninin sesini duymasın diye.
    "bahçe.." diyiverdi.
    ve dinlemektense kelimeleri,
    yaşamaya vurdu kendini..

    ne desindi..
    kelimeler uçmuş,
    anda çiçek, bahçeye bürünmüş..

    göğsü çırpınarak havalandı,
    kondu erik ağacının dalına...
    masal yok, masal olmak var bu hayatta.
    ve dedik ya...
    varsa yoksa umut.

    ReplyDelete